
Dijital reklamcılık, uzun süredir platformların görünmez güç savaşlarının şekillendirdiği bir alan. Avrupa Komisyonu’nun Google’a kestiği 2,95 milyar Euro’luk ceza, bu savaşın artık görünmez kalamayacağını hatırlatıyor. Adtech ekosisteminde rekabetin korunması yalnızca regülasyonların meselesi değil; markaların medya yatırımlarında nasıl bir oyun sahasında yer aldıklarını anlamaları için de kritik. Çünkü bir platformun kendi hizmetini kayırması, bir markanın tüketiciye ulaşma maliyetini, görünürlüğünü ve hatta ölçüm doğruluğunu doğrudan etkiliyor.
Ahrefs’in Brand Radar verileri, bu kırılgan dengeyi başka bir açıdan tamamlıyor. Google’ın AI Mode sorgularında en çok referans verilen kaynakların Wikipedia, YouTube ve Reddit gibi kullanıcıların aktif katkıda bulunduğu platformlar olması, içerikte güven ve katılımın değerini gözler önüne seriyor. Bu durum, markaların yalnızca içerik üreticisi değil, aynı zamanda içerik referansı haline gelme fırsatını da beraberinde getiriyor. Bir başka deyişle; görünürlük artık sadece medya planlamasıyla değil, AI ekosistemlerinde “alıntılanabilir” olabilmekle tanımlanıyor.
Öte yandan, Meta’nın Instagram’ı iPad’e taşıması veya bildirim sıralamalarını sadeleştirmesi gibi güncellemeler basit “ürün özellikleri” gibi görünebilir. Ancak aslında kullanıcı deneyiminin yoğunlaştığı bir çağda, dikkat ekonomisinin yönetiminde küçük dokunuşların büyük etkileri oluyor. Aynı dönemde Meta’nın artış bazlı ilişkilendirme modeliyle performans ölçümünü yeniden tanımlaması, reklamverenlerin ROI hesaplamasında yepyeni parametrelerle karşı karşıya kalacağını gösteriyor.
Tüm bu gelişmelerin arka planında ise kültürün dönüşümü var. YouTube’un “Creative Maximalism” raporu, genç kuşağın içerikle kurduğu ilişkiyi tek yönlü bir tüketimden çıkarıp kolektif bir üretim alanına dönüştürdüğünü ortaya koyuyor. Gençler yalnızca izlemiyor; yorumluyor, remixliyor, çoğaltıyor ve böylece markaların stratejilerini zorlayan yeni bir norm inşa ediyor. Bu normun estetiği karmaşık, mizahı internet referanslı, dili küresel. Pazarlamacılar için asıl mesele, bu çok katmanlı kültüre ayak uydurmak değil; onunla birlikte üretim süreçlerine dahil olabilmek.
Sonuç olarak, #41 bize üç net mesaj veriyor: Rekabet oyun alanını regülasyon belirleyecek, güveni kullanıcı üretimi inşa edecek, geleceğin kültür kodları ise kolektif üretimle yazılacak. Markalar için mesele, bu üç alanın kesişiminde var olabilmek.
Avrupa Komisyonu, Google’a yönelik yürüttüğü reklam teknolojisi (adtech) soruşturmasını tamamladı ve kritik bir karar açıkladı. Komisyon, Google’ın kendi çevrim içi reklam teknolojisi hizmetlerini rakiplerine karşı kayırarak AB rekabet kurallarını ihlal ettiğini belirledi. Bu ihlalin sonucu olarak şirkete 2,95 milyar Euro para cezası kesildi. Karar, Avrupa’da dijital reklam ekosisteminde rekabetin korunması açısından önemli bir emsal niteliği taşıyor ve adtech alanında faaliyet gösteren diğer teknoloji devleri için de dikkatle izlenecek bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Ahrefs’in Brand Radar çalışması, 5,5 milyon Google AI Mode sorgusunu analiz etti ve en çok alıntı yapılan 100 alan adını belirledi. En üst sırada Wikipedia, YouTube, Google’ın resmi blogu ve Reddit yer aldı. Liste aynı zamanda kullanıcıların aktif üretici konumunda olduğu sitelerin de yine en çok alıntılanan siteler arasında olduğunu gösteriyor: Quora, Instagram, Yelp, TikTok bunlardan bazıları. Özetle; AI-mod özellikli içeriklerde güven ve kullanıcı katılımı oldukça önemli.
Okuma Önerisi: Markayla sıcak temas “harita ekranında” başlıyor… | Semih Yıldırım, Marketing Türkiye
Meta
Daha önce olmamasına anlam veremediğimiz ve inanması zor bir haber ile başlayalım: Instagram artık iPad uygulamasıyla resmi olarak yayında. Adam Mosseri’nin aktardığına göre, platformun mobil deneyimini daha geniş ekranlarda optimize etmesi, özellikle içerik tüketimini ve üretimini kolaylaştıracak.
Meta, reklam performans ölçümlerini daha doğru hale getirmek için geliştirdiği artış bazlı ilişkilendirme modeli hakkında daha fazla detay paylaştı.
Instagram, tekrarlayan uyarıları azaltmak amacıyla bildirim sıralamasını güncelledi. Bu sayede kullanıcıların daha az “gürültü” ve daha çok anlamlı bildirimle karşılaşması hedefleniyor.
Meta’dan kampanya optimizasyonları için yeni ipuçları: From Clicks to Carts: Three Tips to Maximize Performance During the Holiday Season
Yapay Zeka Gündemi
Okuma Önerileri:
POV: AI is at its best when combined with traditional processes | Liz Gorny, It’s Nice That
“Animators and creative studios are beginning to upend expectations of AI, with unique use cases popping up in campaigns, short films and animations. Best-case scenario? It paints a more optimistic picture for the future of threatened disciplines.”
The Third Algorithm | Nicholas Grossman, Arc Digital
“ChatGPT and other generative AI isn't about to create superintelligence, but even if what we see now is it, the impact is on the scale of Google search and algorithmic social media, except maybe worse”
Pentagon Document: U.S. Wants to “Suppress Dissenting Arguments” Using AI Propaganda | Sam Biddle, The Intercept_
“The U.S. is interested in acquiring machine-learning technology to carry out AI-generated propaganda campaigns overseas.”
Yapay zeka neden dalkavukluk yapar? | Çağrı Mert Bakırcı, Oksijen
“Sorun şu ki, yapay zekayı doğru şekilde yemleyerek, yani “priming” dediğimiz şartlandırma metotlarını (bilerek veya bilmeyerek, açıktan veya örtülü bir şekilde) kullanarak, ona her şeyi ama her şeyi ispatlatabilirsiniz. Ben çok basit prompt’larla bile yapay zekayı 1+1’in 2 olmadığına, tanrının var ya da yok olduğuna, dünyanın düz olduğuna, astrolojinin geleceği tahmin edebileceğine ikna edebiliyorum ki bundan çok daha karmaşık ve zor şeyleri başaranlar da var. Bu araştırmalara “jailbreaking”, yani “kısıtlama kırma” araştırmaları diyoruz. Halbuki yapay zeka bunların yanlış olmadığını bilmiyor mu? Biliyor.”
Araştırma, Rapor, İstatistik
Kültür artık ekranlardan taşan tekil hikayelerle değil, akışın içinde doğan, çoğalan ve katmanlanan içeriklerle şekilleniyor. YouTube’un son raporu Next Generation Of Creativity, genç kuşağın yaratıcılık dilini tanımlayan “Creative Maximalism” estetiğinin sadece bir trend değil, pazarlama iletişiminin geleceğini belirleyecek bir paradigma olduğunu gösteriyor.
Rapor, bugünün kültürel üretiminde izleyici ve yaratıcı arasındaki çizgilerin nasıl bulanıklaştığını gözler önüne seriyor:
Gençler yalnızca içerik tüketmiyor; hikayelerin ortak yazarı, estetiğin küratörü, referansların taşıyıcısı konumunda.
Raporda yer verilen araştırma sonuçlarına göre, ABD’de yaşayan 14-24 yaş aralığındaki gençlerin %66’sı çevrimiçi gündeme kendi yaş gruplarının yön verdiklerini düşünüyor. Bu yalnızca bir algı değil; dil, mizah, moda ve hatta ritüel düzeyinde davranışların çoğu artık çevrimiçi içeriklerden besleniyor.
Raporun en dikkat çekici kavramı, yeni kuşağın yarattığı estetik dil: Creative Maximalism.

Rapora göre Creative Maximalism’in 4 temel bileşeni: görsel/işitsel karmaşıklık, kolektif anlatı inşası, internet referanslı mizah ve küresel etkileşim.
Pazarlama açısından kritik olan, bu kuşağın içerikle kurduğu ilişki: tek yönlü değil, sürekli genişleyen ve yeniden yazılan bir evrene katılım. Deloitte’un verilerine göre geleneksel TV ve film tüketimleri %26 düşmüş durumda; boşluğu sosyal platformlar, UGC ve oyunlar dolduruyor. Dolayısıyla markalar için mesele yalnızca “nerede var olmak” değil, aynı zamanda “nasıl birlikte yaratmak” sorusuna doğru kayıyor.
Küresel etkileşim bu dönüşümün diğer ayağı. Yabancı dil ve kültür artık bariyer değil, cazibe unsuru. Japonya’dan çıkan Nani Ga Suki trendi, Brezilya’da yeniden yorumlanan Phonk türü ya da Güney Kore’nin “Alien Stage” serisi, gençlerin içerikleri araştırma, dönüştürme ve yeniden üretme konusundaki esnekliğini kanıtlıyor. Bu da pazarlamacılar için açık bir sinyal: kültürün dili artık yerel doğrularla sınırlı değil, global bir içerik dolaşımıyla tanımlanıyor.
Rapordan çıkan en net mesaj: Dijital öncelikli düşün, fazlalığı stratejiye dönüştür, ortak üretime alan aç, küresel referansları içselleştir. Creative Maximalism yalnızca görsel bir estetik değil, yapay zekanın üretim sürecine entegre edilmesiyle güçlenecek yeni bir kültürel norm. Rapor, yapay zekanın bu çok katmanlı içeriklerin üretimini kolaylaştıracağını ve gençlerin katılımcı kültür kodlarıyla uyumlanacağını öngörüyor.
Sonuçta motivasyonlar aynı: kimlik inşa etmek, topluluk kurmak, kendi dünyalarını içerikte görmek. Fark, artık araçların ve hızın bambaşka olması. Pazarlama profesyonelleri için bu dönüşümü anlamak, yalnızca gençlere ulaşmanın değil, geleceğin kültürel paradigmalarını inşa etmenin de tek yolu.
Yer İşaretleri
POV: Adverts are about to get longer | Liz Gorny, It’s Nice That
“The TikTok spot might not be the future after all. As brands continue to invest in cinematic, editorialised formats, they gamble that audiences will invest the time to tune in. But will the bet come off?”
Herkes içerik üreticisi oldu | Cüneyt Bender, vesaire
Yanlış bilincin estetiği: “Ofiste bir günüm” videoları | Ezgi Aydın, vesaire
“Sosyal medyada karşımıza çıkan, hepsi birbirinin kopyasıymış gibi görünen ama başrolleri değişen ve gün geçtikçe de görünürlüğü artan “ofiste bir günüm” paylaşımları hem üreticileri hem de izleyicileri için “cazip” bir içerik olmaya devam ediyor. İş hayatının yorucu veya stresli taraflarını değil, parıltılı ve estetize edilmiş yüzünü sergileyen bu içeriklerde kimse “uzun bir toplantıdan çıktım, çok başım ağrıyor” demiyor mesela. Bunun yerine, modern bir ofis masası ya da şık bir kahve köşesiyle, çalışmanın da “stil sahibi” bir şey olduğu mesajı veriliyor. Cam ofisten gün batımı manzarası paylaşmak, “benim işim böyle havalı bir yerde” ve “burada çalışmak çok keyifli” demenin dijital yolu oluyor.”
Yeni dönem eski reflekslerle yürür mü? | Yaren Kayıkcı, Mediacat
“Bugün yaşananlar bir geçiş döneminin sancısı mı yoksa bir dönemin kapanışı mı? Belki de ikisi birden. Ama kesin olan bir şey var: Sektör artık eski reflekslerle ayakta kalamaz. Yeni sorular sormanın, yeni çözümler denemenin ve en önemlisi, bu dönüşümü birlikte anlamlandırmanın zamanı geldi.”
The death of the public intellectual | Bea, The Digital Meadow
(Aşağıdaki videoda makaleye dair oldukça güzel bir anlatı var. Önce videoyu daha sonra da yazıyı okuyabilirsiniz.)
Kapanış Notu
Bu bültende Google’a kesilen rekor ceza dikkat çekici olsa da, asıl öğrenmemiz gereken nokta YouTube’un “Creative Maximalism” raporuydu. Gençlerin içerikle kurduğu ilişki artık sadece tüketim değil, ortak üretim üzerine kurulu. Bu durum, markaların genç kitleye ulaşırken “tek başına hikâye anlatıcı” olmaktan çıkıp “hikâyenin parçası” olmaları gerektiğini gösteriyor.
Pratikte bu, içerik stratejilerini planlarken daha fazla kullanıcı katılımı için alan açmak anlamına geliyor. Örneğin bir kampanyayı sadece yaymak yerine, remixlenmeye, paylaşılmaya ve yeniden yazılmaya uygun hale getirmek markanın kültürde kalıcılığını artırıyor.
Yolluk
İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün hazırladığı bu güzel ve ilgi çekici video ile bitirelim bülteni de bu hafta. Re:Cycle #42’de yeniden buluşmak üzere…





