Kozmonot
← All issues
Re:Cycle #39

İnsanca Değil, İnsan İçin Yapay Zeka

8 min read
Re:Cycle #39: İnsanca Değil, İnsan İçin Yapay Zeka

2025’in son çeyreğine girerken pazarlama dünyası yine bir eşikten geçiyor diyebiliriz. Meta’nın kişisel yapay zeka asistanı ısrarı, Google’ın şeffaflık ve otomasyon hamleleri, Mustafa Suleyman’ın - Microsoft AI CEO’su - yapay zeka tartışmalarını kültürel bir meseleye dönüştüren öngörüleri… Bunlar yalnızca teknoloji güncellemeleri değil. Hepsi aynı mesajı veriyor: pazarlamanın geleceği artık sadece performans optimizasyonunda değil, teknolojiyi kültürel hikayeye nasıl dokuduğumuzda yatıyor.

Bunu en iyi anlamanın yolu geçmişin kırılma anlarına bakmak. Nike’ın Nothing Beats a Londoner kampanyası, bir şehrin ruhunu yakalayıp küresel ölçekte yaygınlaştırmıştı. Coca-Cola’nın Share a Coke projesi, tüketicinin adını şişeye yazmakla kalmadı; milyonlarca insanın kişisel hikayesini markanın hikayesine çevirdi. Ikea’nın ThisAbles girişimi, ürün inovasyonunu toplumsal faydayla birleştirerek markanın varlık nedenini yeniden hatırlattı. Bu işler sadece yaratıcı zekanın değil, dönemin kültürel kodlarını doğru okumakla gelen bir vizyonun ürünüydü.

Bugün Meta’nın Reels katalogları ya da Google’ın Varlık Stüdyosu da benzer bir dönemeçte duruyor. Katalog reklamlarını arkadaş tavsiyesi kadar güvenilir hale getirmek, ya da tek bir platformdan bütün varlıkları tutarlı hikayelere dönüştürmek… Bunlar yüzeyde teknik güncellemeler gibi görünebilir. Oysa asıl değer, markaların hikaye mühendisliğinde açtıkları yeni fırsatlarda.

Medya tüketimi de aynı hızla dönüşüyor. Çin’de “gişeyi” geride bırakan dikey drama formatı, birkaç dakikalık bölümlerle mobil ekranı ana sahneye dönüştürüyor. Türkiye’de ilk örneklerini görmeye başladık bile. Bu, basit bir trend değil; Hollywood’un format kodlarını yeniden yazacak bir dönüşüm. Birkaç yıl önce kimse, Marvel evreninin yanında cep dizilerinin kültürel ağırlık kazanabileceğini hayal etmiyordu. Bugün ise bu yeni format, markaların tüketiciyle bağ kurma biçiminde yepyeni pencereler açıyor.

“Marketing is no longer about the stuff you make, but about the stories you tell.” Seth Godin’in bu sözü bugün hiç olmadığı kadar güncel. Ama artık hikaye sadece “anlatılan” değil; performans verisiyle ölçülen, algoritmalarla optimize edilen, formatlarla yeniden kurgulanan bir şey. ROI tablosundaki pozitif değerler, çarpanlar kısa vadede güvence sunar; fakat asıl değer, bu değerleri markanın uzun vadeli marka sermayesine dönüştürebilmekte.

Kısacası mesele “branding mi, performance mı?” ikilemi değil. Asıl sınav, yapay zeka destekli araçları ve yeni medya formatlarını, performans getiren aynı zamanda marka hikayesini inşa eden entegre bir zemine oturtabilmek. Bunu başaran markalar yalnızca satış değil, kültürel sermaye de kazanacak.

Tatil sezonunda Advantage+ kullanmak ya da Demand Gen’de otomatik video test etmek, evet, performansı artırır. Ama farkı yaratan şey, markanın bu teknolojileri kendi kültürel hikayesinin neresine oturttuğudur. Bugün tüketici davranışları aynı anda Burger King’in provokatif mizahına, Dove’un toplumsal mesajına, Apple’ın dingin sadeliğine açık. CMO’ların işi artık tek kanalda başarı değil; çok kanallı, çok formatlı, çok kültürlü bir dünyada markanın anlamını korumak.

Bu bültenin amacı yalnızca “ne oldu”yu aktarmak değil. Asıl değer, bu gelişmelerin işin doğasını nasıl dönüştürdüğünü işaret edebilmek. Çünkü önümüzdeki dönemde pazarlamanın rekabet avantajı, doğru kampanyayı kurmaktan çok, geleceğin yönünü bugünden görebilmekte saklı. Ve işte tam da bu yüzden, bu bülten CMO’lar için sadece bir güncelleme değil; stratejik bir pusula işlevi görüyor.

Meta

Meta, bu yılın son çeyreğine girerken reklamverenlerin kampanyalarını yapay zeka destekli çözümlerle daha verimli kılmaya odaklanıyor. Şirketin uzun vadeli vizyonunda “personal superintelligence” fikri yer alıyor; yani herkesin erişebileceği kişisel süper zeka altyapısı. Bu hedef doğrultusunda Andromeda, GEM, Lattice gibi altyapı yatırımlarının yanı sıra Advantage+ ve generative AI tabanlı reklam araçları, işletmelerin performans ve müşteri bağlantısını artırmak için öne çıkıyor. Özellikle tatil dönemi, henüz tam anlamıyla yaygınlaşmadan bu teknolojileri denemek isteyen pazarlamacılar için kritik bir test alanı olacak.

Meta’nın 21 Ağustos’ta yaptığı duyuruya göre, güncelleme ve yenilikler, üç ana eksende yoğunlaşıyor: yaratıcı çeşitlilik (creative diversification), Reels formatı sayesinde ve içerik üreticileriyle birlikte yeni ürün sergileme yöntemleri ve online–offline alışverişi birleştiren satış çözümleri.

Yaratıcı çeşitliliğin merkezinde elbette Reels ve içerik üreticileri var. İlk göze çarpan güncelleme, markaların doğru içerik üreticilerini bulmasını kolaylaştıracak yeni dil ve bölge filtrelerinin eklenmesi. Ayrıca partnerlik reklamlarının katalog reklamlarıyla birleşmesi sayesinde ürünlerin daha doğal bir şekilde sergilenmesi de yeni güncellemeler arasında. Bunlara ek, Meta’nın aktardığına göre, “Show Products” optimizasyonu, tek görselli partnerlik reklamlarını katalog formatına dönüştürerek %4 daha yüksek tıklanma oranı ve %3 daha yüksek dönüşüm sağlıyor. Ayrıca, içerik üreticilerin yorumlarını doğrudan reklam içinde görünür kılan yeni testler de ürün onaylarını daha güvenilir hale getiriyor.

Video tarafında da birtakım önemli güncellemeler var. Bunlardan en önemlisi, Reels üzerinden alışverişe yönlendirmenin test edilmesi. Ayrıca, tek görselli bir Reels reklamının katalog ürünleriyle otomatik olarak alışveriş formatına dönüştürülmesi, şirketin aktardığına göre performansın yükselmesine katkı sağlıyor. Buna göre, Instagram Reels’e eklenen video katalog formatı, testlerde %7 oranında daha yüksek dönüşüm oranı elde etmiş. Bu oran, video tabanlı katalogların özellikle tatil alışverişinde önemli bir sıçrama yaratabileceğini gösteriyor.

Google

Google tarafında geçtiğimiz haftalarda peş peşe gelen güncellemeler, platformun reklam ekosisteminde yapay zeka ve şeffaflık odağını derinleştirdiğini gösteriyor. Mayıs ayında Marketing Live etkinliğinde duyurulan “Varlık Stüdyosu” (Asset Studio) artık beta olarak kullanıma açıldı. Reklamverenler, tek bir platform üzerinden görsel, video ve metin gibi tüm reklam varlıklarını AI destekli önerilerle oluşturabiliyor. Özellikle farklı kampanya tiplerinde aynı içeriği optimize etme ihtiyacı göz önüne alındığında, bu stüdyo Google Ads içinde verimlilik merkezine dönüşmeye aday görünüyor.

Google ayrıca AI modunu 180 ülke ve bölgeye daha genişlettiğini açıkladı (Türkiye bu ülkeler arasında yer almıyor). Bu adım, yapay zeka destekli arama ve reklam deneyimlerini küresel ölçekte daha fazla kullanıcıya taşıyor. AI’nın, hem tüketici davranışlarını analiz etme hem de reklamverenlere daha doğru öneriler sunma kapasitesi düşünüldüğünde, bu genişleme reklamların kişiselleştirilmesinde ciddi bir ivme yaratacak.

Yerel hizmet reklamları tarafında da güven odaklı bir hamle geldi. Google, yeni “Google doğrulanmış” rozetini tanıttı. Kullanıcı tarafında güven algısını güçlendirmeyi hedefleyen bu rozet, özellikle yerel işletmelerin dönüşüm oranlarını artırabilecek bir sosyal kanıt işlevi görecek.

Şeffaflık cephesinde ise reklamverenler için kritik bir güncelleme dikkat çekiyor. Google artık Arama Ağı İş Ortakları’nda gösterilen reklamların yerleşim görünürlüğünü paylaşmaya başlıyor. Bu sayede reklamverenler, kampanyalarının tam olarak nerelerde yayınlandığını daha net şekilde görebilecek ve bütçe dağılımlarını daha bilinçli optimize edebilecek.

Kampanya optimizasyonuna dönük bir diğer yenilik Demand Gen kampanyaları için geldi. Google, bu kampanya tipine otomatik görselden video oluşturma özelliğini ekledi. Bu, kreatif üretim süresini kısaltırken aynı zamanda farklı formatlarda test yapılabilmesini kolaylaştırıyor.

Son olarak raporlama tarafında kanal bazlı raporlama seçeneği, beta aşamasında hesap boyutunda da açılmaya başlandı. Reklamverenler, kampanya performanslarını kanal kırılımında görebilecek; bu da medya yatırımlarında hangi kanalın gerçekten dönüşüm sağladığını daha net ortaya koyacak.

Yapay Zeka Gündemi

Microsoft’un yapay zeka operasyonlarının başındaki isim Mustafa Suleyman, blogunda uzun bir yazı paylaştı geçtiğimiz günlerde. Yazının en öne çıkan başlıklarından biri, Suleyman’ın yakında “bilinçliymiş gibi” görünen yapay zeka sistemlerinin (SCAI) hayatımıza gireceğine dair öngörüsü. Buradaki vurgu önemli: bu sistemler gerçekten bilinçli olmayacaklar, ama insanı ikna edecek kadar güçlü bir “bilinç izlenimi” yaratabilecekler.

“Soon we will build AIs that seem conscious. They won’t be conscious, but they will appear to be. They will give us the strong impression that they are aware, and we will be tempted to treat them as such.”

Suleyman’ın kaleme aldığı üzere asıl endişesi, bu tür sistemlerle etkileşime giren insanların onları birer dijital kişi gibi algılamaya başlaması. Bunun doğal uzantısı, “AI hakları”, “model refahı” ya da hatta “AI vatandaşlığı” gibi tartışmaların gündeme gelmesi. Daha da ileri giderek, insanların bu sistemlere duygusal bağlanması, onların haklarını savunmaya başlaması riskini “AI psychosis” kavramıyla tarif ediyor.

Aslında bu uyarı, teknik olmaktan çok kültürel ve psikolojik bir meseleye işaret ediyor. Bizim sistemleri nasıl algıladığımız, onlardan beklentilerimizi ve onlara atfettiğimiz anlamı belirliyor. Eğer bu algı çizgisi bulanıklaşırsa, AI’yı insan merkezli bir araç olarak inşa etmek yerine “insan yerine” koymaya meyilli olabiliriz.

Suleyman’ın bu konuda çağrısı net: Yapay zeka, insanlar için üretilmiş araçlar olarak kalmalı, lütfen Yapay Zeka’ya insan gibi davranmayı bırakın.

“We must stop anthropomorphising AI. Please stop treating AI like a person. We must build AI for people; not to be a digital person.”

Okuma Önerisi: Yapay zeka çağında tek tipleşmeye yer yok | Selçuk Şirin, Oksijen

“Yapay zekanın hayatın her alanını hallaç pamuğu gibi sarstığı bu çağda hâlâ konformizmde ısrar etmek sofrada yoksulluğu peşinen kabul etmekten başka bir şey değildir. Arızaları aşikar olan bir düzende ısrar, yüksek teknoloji çağında bir prangaya dönüşür. O nedenle, bize şimdi her zamankinden daha çok farklı fikir, farklı duruş, farklı bakış gerekli.”

Yer İşaretleri

Videoyu YouTube'da izle

Araştırma, Rapor, İstatistik

İstanbul’da bir mücevher markasının lansmanı vesilesiyle gösterilen Türkiye’nin ilk dikey drama dizisi “İyi Olan Kazansın”, sadece reklamcılık açısından değil, yeni bir medya trendine işaret etmesiyle dikkat çekti.

Dikey drama, akıllı telefonlar için 9:16 kadrajda çekilen, birkaç dakikalık bölümlerden oluşan mini diziler. Format ilk olarak Çin’de doğdu, TikTok/Douyin kuşağının televizyonu haline geldi ve bugün ABD’ye kadar yayıldı. Çin’de mikro-dizi pazarı 2024’te 6,9 milyar dolar gelir ile sinema gişesini geride bıraktı. 2027’de küresel ölçekte 14 milyar dolarlık bir endüstri olması bekleniyor.

İçerikler genellikle hızlı aşk, entrika, aile sırları ve intikam motifleri üzerine kurulu; her bölüm “cliffhanger” ile bitiyor. İş modeli freemium: birkaç bölüm ücretsiz, sonrası abonelik ya da bölüm başı ödeme. Düşük prodüksiyon maliyeti (bazı yapımlar 10 bin dolara çekilebiliyor) ve hız ise yapımcıları cezbetmeye yetiyor.

Bugün bu alanda da yeni itici güç elbette yapay zeka. Yapay zeka modelleri ile üretilen “absürt ama eğlenceli” cep dizileri, düşük kaliteyi avantaja çevirerek viral oluyor. Ukrayna merkezli Holywater’ın “My Drama” platformu, izleyiciyi karakter ve hikaye seçimlerine dahil ederek interaktif bir deneyim sunuyor.

Türkiye’de ise ilk örneklerden Zirvede (TikTok), Fox’un Aşk Mantık İntikam uyarlaması ve markalı içerik örnekleri (İyi Olan Kazansın, Doyuyo’nun Doymuyo dizisi) öne çıkıyor. GAİN sonbaharda Gain Shorts platformunu açmaya hazırlanıyor; Med Yapım ve İki Dakika Creative House ise yüksek prodüksiyonlu projeler geliştiriyor.

Özetle; dikey drama, mobil odaklı tüketim alışkanlıklarının reklam, medya ve yapım sektöründe yepyeni bir alan açtığını gösteriyor. Yapay zeka entegrasyonu ile hem içerik üretimi hızlanıyor hem de izleyici deneyimi interaktifleşiyor. Türkiye’de henüz niş bir deney alanı olsa da, markaların ve platformların bu formata yönelmesiyle kısa sürede güçlü bir pazarın oluşması oldukça muhtemel.

Kaynak: Eğlencenin popülerleşen formatı: Dikey drama çağı başladı | İdil Hazar Acan, O2

Temmuz ayının etkileşimi en yüksek içerik üreticileri

Yolluk

▶ Videoyu Vimeo'da izle

via: aeon

Kapanış Notu

Bütün bu yenilikler arasında gözden kaçmaması gereken bir nokta var: artık mesele yalnızca erişim ya da bütçe dağılımı değil, tüketicinin dikkatini hangi anda yakaladığınız. Dikey dramalar da, Reels katalogları da, AI tabanlı reklam stüdyoları da aslında aynı soruya cevap arıyor: kaç saniyede gerçek bir etki yaratabilirsiniz?

Junior medya planlamacı için bu, Excel’deki bir sütundan ibaret görünebilir; ama aslında markanın uzun vadeli hikayesini belirleyen en kritik kırılma bu. Çünkü dikkat, bugünün en kıymetli alanı. Onu ölçebilen, yöneten ve anlamlı hikayelere dönüştürebilenler, yarının büyük markalarını yaratacak.

Newsletter

Get Re:Cycle every week

Re:Cycle is a weekly analysis newsletter, written in Turkish, with in-depth insights on marketing technology, AI applications and platform strategy.

Subscribe on Substack →