
Re:Cycle'ın 40. sayısından herkese merhaba 👋
Geçtiğimiz hafta dijital popüler kültürden geriye en çok ne kaldı diye sorarsak, yanıtı çok net: linç kültürü. Farklı alanlardan üç internet ünlüsü, geçtiğimiz haftada içeriklerinden ziyade davranışlarıyla gündeme geldiler. İkisi kadınlara yönelik taciz iddiaları nedeniyle, diğeri ise çalışanına küfür ve fiziksel şiddet uyguladığı için toplumsal tepkilerin odağı oldu. Burada altını çizmek gerekiyor: taciz ya da şiddet gibi eylemler hiçbir şekilde meşru görülemez. Ancak bu olaylar, dijital dünyada linç kültürünün nasıl işlediğini, nasıl hızla örgütlenip bir “paralel adalet mekanizması”na dönüştüğünü göstermesi açısından önemli.
Bu dinamiğin markalar için de çok somut yansımaları var. Balenciaga’nın tartışmalı kampanyası, Pepsi’nin toplumsal duyarlılıkları karikatürize eden reklamı ya da Türkiye’de Ramazan dönemlerinde yapılan yanlış tonlamalı iletişimler… Hepsi, markaların da tıpkı bireyler gibi saniyeler içinde toplu tepki dalgasının hedefi olabildiğini kanıtladı. Linç kültürü artık yalnızca kişisel bir risk değil; marka itibarı açısından da planlanması gereken bir “yeni gerçeklik.”
Bunun ötesinde, bu kültür markalara iki kritik ders veriyor: Birincisi, kriz yönetimi yalnızca “savunma” değil, önleyici stratejilerle mümkün. İkincisi, güven ve şeffaflık artık markaların “yan ürünleri” değil, doğrudan büyüme stratejisinin parçası. Çünkü dijital sessizliğin yaygınlaştığı bir ortamda, tüketicinin güvenle konuşabileceği alanları kim sağlarsa, o markalar ayakta kalacak.
Ve işin daha parlak tarafı: sosyal medyada zanaatkarların yükselişi, tüketicinin otantiklik ve emeğe duyduğu özlemi gösteriyor. Netflix’in algoritmik içeriklerinin “izlenebilir ama unutulabilir” yapısına karşı, insanlar gerçekliğin peşinde. Markalar için soru artık şu: algoritmaya mı yaslanacaksınız, insana mı?
Son olarak, Ahmet Alphan Sabancı’nın işaret ettiği gibi, en kritik kaynak artık insanın zamanı. Linç kültüründen algoritmik içeriklere, tüm bu dinamiklerin kesiştiği yerde tek ölçüt beliriyor: Tüketicinin zamanına gerçekten değer veriyor musunuz? Çünkü artık onun da size ayıracak vakti olmayabilir.
YouTube, küçük ve orta ölçekli içerik üreticilerini desteklemek için başlattığı Hype programını 39 ülkeye genişletti. Program, izleyicilerin haftada üç kez sevdikleri videoları “hype”lamasına izin veriyor. Son 7 gün içinde yüklenen uygun videolar, bu sayede Keşfet bölümünde daha fazla görünürlük kazanabiliyor.
Özellikle 500 ile 500.000 abone aralığındaki kanalları hedefleyen program, küçük içerik üreticilere avantaj sağlamak için hype puanlarını oransal olarak daha yüksek etkiliyor. YouTube ayrıca, içerik üreticilerinin hype performansını takip edebileceği özel kartlar ve haftalık özetler de sunmaya başladı.
Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bazı ülkelerde, ücretli hype özelliği sınırlı test kapsamında deneniyor. Bu, izleyici katkısını yalnızca organik etkileşimden değil, finansal destek üzerinden de ölçeklemeyi amaçlıyor.
Diğer gelişmeler ise şu şekilde:
YouTube, canlı yayın bağışlarını artırmak için etkili bir araç olarak tanımlanan "hediye hedefleri" özelliğini dikey formatlı canlı yayınlarda da test etmeye başladı. Bu özellikle izleyici etkileşimini ve bağış gelirini artırma potansiyeli taşıyor.
Google, perakende satıcıların Google Ads ve Merchant Center üzerinden müşterilerine sunabilecekleri sadakat programı özelliklerini duyurdu. Bu adım, markaların sadakat değerini doğrudan reklam ve alışveriş platformlarına entegre etmelerini sağlayarak müşteri deneyimini derinleştirmeyi amaçlıyor.
Google, AI destekli video düzenleme aracı Vids’i tüm kullanıcılara açtı. Kreatif üretimi kolaylaştırmayı hedefleyen bu yenilik, içerik oluşturuculara sezgisel ve hızlı video düzenleme imkanı sağlıyor.
TikTok
TikTok, doğrudan mesajlar için sesli not ve görsel iletme özelliklerini ekledi. Bu yenilik, platformun yalnızca içerik tüketim değil, kullanıcılar arası daha güçlü iletişim kurma alanında da büyüdüğünü gösteriyor.
TikTok, müziğin platformdaki rolünü vurgulamak için global bir kampanya başlattı: “See Where Music Takes You”. Kampanya, kullanıcıların müzik üzerinden keşif ve yaratıcılık deneyimlerini öne çıkarmayı hedefliyor.
Meta
Instagram, mesaj kutusunu daha düzenli ve ölçeklenebilir hale getirmek için yeni DM yönetim araçlarını duyurdu. Platform, özellikle yoğun etkileşim alan hesaplara daha fazla kontrol sunmayı hedefliyor.
Instagram, videolar için picture-in-picture özelliğini test ediyor. Kullanıcılar, uygulamadan çıkmadan video izlemeye devam edebilecek. Bu hamle, TikTok’un “kesintisiz izleme” modeline karşı bir yanıt gibi görünüyor.
Instagram, yakın zamanda tanıttığı Edits uygulaması için video eğitim serisini başlattı. Böylece yaratıcı topluluk, uygulamanın sunduğu yeni prodüksiyon araçlarını daha hızlı öğrenebilecek. (Eğitim serisinin ilk videosu aşağıda)
Instagram, üniversite öğrencilerinin okullarını ekleyerek kendi kampüs ağlarını kurabilecekleri öğrenci profili özelliğini devreye aldı. Sosyal bağları güçlendirmeyi hedefleyen bu yenilik, Facebook’un erken dönem “college network” stratejisine de bir gönderme niteliğinde.
Instagram CEO’su Adam Mosseri, platformda uzun açıklama metinlerinin erişimi etkilemediğini söyledi. Yani algoritma, caption uzunluğunu değil, içeriğin bağlamını ve etkileşim oranını daha fazla önemsiyor.
Marketing Türkiye’de yer alan habere göre, Instagram’a ücretli abonelik modeli geliyor. Güncel kurla birlikte abonelik modelinin Türkiye fiyatı aylık yaklaşık 384 TL.
Son zamanlarda karşınıza çıkan haberlerden görmüş olabilirsiniz; Meta, yapay zeka departmanında yoğun bir yeniden yapılanma sürecinden geçiyor. Şirket, bir yandan sektördeki en büyük isimleri bünyesine katarken diğer yandan beklenmedik ayrılıklarla da sarsılıyor.
Son dönemin en dikkat çekici transferlerinden biri ise ChatGPT’nin yaratıcılarından Shengjia Zhao oldu. Zhao, Meta’ya katıldıktan kısa süre sonra “Baş Yapay Zeka Bilimcisi” unvanını aldı. Onun yanında, eski Scale AI CEO’su Alexandr Wang ve eski GitHub CEO’su Nat Friedman da Meta’ya katılan önemli isimler arasında.
Ancak bu hamlelere rağmen istikrarsızlık devam ediyor. Şirkete yeni katılan bazı araştırmacılar, ilk haftalarda ayrılma kararı aldı. Bunların arasında Ethan Knight, Avi Verma ve nisan ayında göreve başlayan Rishabh Agarwal da var. Ayrıca yaklaşık on yıldır şirkette bulunan deneyimli yöneticiler Chaya Nayak ve Loredana Crisan da Meta’dan ayrıldı.
Meta yönetimi, bu hareketliliği “normal” olarak tanımlasa da perde arkasında farklı bir tablo var. Zuckerberg’in, yapay zeka araştırmacılarını çekmek için milyon dolarlık imza bonusları ve büyük donanım imkanları sunduğu biliniyor. Buna rağmen şirket, son altı ay içinde dördüncü kez yeniden yapılanmaya gitti.
Yapay zeka birimi, artık Meta Superintelligence Lab (MSL) adı altında dört farklı ekibe ayrılmış durumda. Birimin başında, Zuckerberg’in Scale AI’den 14 milyar dolarlık yatırımla transfer ettiği Alexandr Wang bulunuyor. Wang şu anda Meta’nın en gizli departmanı olan TBD (to be determined) ekibini yönetiyor.
Şirket içi kaynaklar, Zuckerberg’in AGI (yapay genel zeka) hedefi doğrultusunda hızlı ilerleme baskısı yaptığını, bu durumun Wang ile zamanlama konusunda sürtüşmelere yol açtığını aktarıyor. Meta ise bu iddiaları reddediyor.
Yapay Zeka Gündemi
Okuma Önerileri:
Yapay Zekâ Kimin Tarafında? | Ömer Sümer, manifold
“Son on yılda ABD’de, Avrupa ülkelerinde ve ülkemizde popülist politik söylemlerin arttığını ve demokrasinin gerilediğini gözlemliyoruz. Buna paralel olarak, yapay zekâya dayalı yenilikler de birer birer günlük yaşam rutinimize dahil oluyor. Hem olumlu hem de olumsuz gelişmelere aynı anda tanıklık ediyoruz. Peki yapay zekâ ve diğer teknolojiler bizleri gerçekten daha özgür mü kılıyor yoksa sesimizi daha da zayıflatmak için mi kullanılıyor?”
I Am An AI Hater | mosers’s frame shop
TIME, yapay zeka dünyasının en etkili 100 ismini seçmiş: TIME100 AI 2025
In Search Of AI Psychosis | Scott Alexander, Astral Codex Ten
Wikipedia editörleri, yapay zeka modelleri tarafından yazılan metinlerin giderek tekdüzeleşmesi, basmakalıp ifadeler ve yanıltıcı söylemler içermesine dayanarak, bu metinleri nasıl ayırt edilebileceğine dair kapsamlı bir rehber yayınladılar: Wikipedia:Signs of AI writing
Araştırma, Rapor, İstatistik
İBB İstanbul Planlama Ajansı tarafından İBB Sağlık Dairesi Başkanlığı katkılarıyla hazırlanan “Bağımlılığın Yeni Yüzü: İstanbul’da Ekran ve Sanal Kumar Bağımlılığı” isimli Ağustos 2025 raporu yayımlandı. (raporun pdf hali için) Rapor, ekran ve sanal kumar bağımlılıklarının İstanbul ölçeğinde ulaştığı noktayı görünür kılmayı, bu bağımlılıkların temel nedenlerini ve sonuçlarını tartışmaya açmayı hedefliyor.
Rapordan öne çıkan bulgular:
Türkiye’de internet kullanımı 2015’te %53,7 iken 2024’te bu oran %87,3’e yükseldi. Sosyal medya kullanıcı sayısı ise 2024’ten 2025 başına kadar 950 bin artış gösterdi. Türkiye, farklı sosyal medya platformlarını kullanma sayısında 53 ülke arasında 9. sırada; internet kullanıcılarının haftalık çevrim içi alışveriş oranı ise %61 ile 55 ülke arasında 6. sırada yer alıyor. Ayrıca 16 yaş üstü internet kullanıcılarının %92,3’ü dijital oyun oynuyor.
İstanbul özelinde ekran bağımlılığı sorunu çocuk ve gençlerde yoğunlaşıyor. SUDEM verilerine göre ekran bağımlısı bireylerin yarısından fazlası 10–15 yaş grubunda, %24,4’ü 16–24 yaş grubunda, %7,7’si ise 5–9 yaş grubunda. Bağımlıların %60’ını erkekler oluşturuyor. Uzmanlar, dijital arkadaşlıkların yüz yüze iletişimin yerini aldığını ve çocukların ekranı neredeyse “nefes” gibi gördüğünü belirtiyor.
İstanbul Planlama Ajansı Instagram hesabından rapora dair detaylı, okuması kolay, oldukça iyi anlatılmış bir paylaşım da ayrıca yapılmış.
Yer İşaretleri
Son zamanlarda radarımıza takılan bir yeni hesap: graveldotworks
aeon’dan yine muhteşem bir okuma daha:
Authenticate thyself >> “Data has created a new and paradoxical social order: the promise of emancipation is made possible by classifying everything.”
Sırası mı şimdi ‘dijital sessizlik’ten söz etmenin? | Ümit Alan, Angst
“Dijital sessizliğin de türleri var. Dayatılmış, gönüllü ve gönülsüzü var. Burada asıl zorluk ise korku ve baskıdan doğan sessizlikleri en aza indirirken sağlık ve stratejik eylem için tercih edilen sessizlikleri koruyan bir dijital dünya inşa etmekte.”
Yeni dijital derin devlet | Gürer Mut, 2 Yaka
“Silikon Vadisi bir zamanlar özgürlüğün ve bireysel yaratıcılığın simgesi olarak yüceltilirken, bugün giderek güvenlik devletinin gölgesine çekiliyor. Teknoloji devleri artık yalnızca savaş alanlarını değil, gündelik hayatlarımızı da görünmez bir denetim ağına dönüştüren birer “derin devlet” uzantısına evriliyor. Dijital çağın vaat ettiği özgürlük mitinin nasıl bir askerî-bilgi kompleksine dönüştüğünü ve bunun demokrasi için ne anlama geldiğine yakından bakalım.”
Sosyal medyanın yeni fenomenleri: Zanaatkarların ve ustaların videoları neden bu kadar çok izleniyor? | Doğa Yurduneri, Quando
“Marangozluktan tesisatçılığa, inşaat ustalığından çiftçiliğe, uzun süredir ikinci plana atılan geleneksel meslekler, sosyal medya sahnesinde bugün yeniden parlıyor. TikTok ve Instagram’da usta ellerin günlük yaşamını sergileyen videolar, milyonlarca izlenme alırken üniversite eğitimiyle ilgili hayal kırıklığı yaşayan bir nesle ilham da veriyor.”
Bland, easy to follow, for fans of everything: what has the Netflix algorithm done to our films? | Phil Hoad, The Guardian (via: Dünya Halleri)
“When the streaming giant began making films guided by data that aimed to please a vast audience, the results were often generic, forgettable, artless affairs. But is there a happy ending?”
Alıntı
“…İnsanlar adını bilseler de bilmeseler de yaşadığımız bu dikkat ekonomisi çağında zamanlarının ne kadar değerli olduğunun ve onu kendileri için en doğru şekilde kullanmanın öneminin farkına varıyor. Bundan sonra atacağımız her adımda da bu farkındalığın etkilerini görmeye devam edeceğiz. Artık insanların dikkatlerini daha tutumlu bir şekilde kullanmaya başlayacağı bir döneme doğru ilerliyoruz.
Yapay zekâ burada dönüştürücü bir rol oynayabilir. Evet şu anda medyada sıklıkla ürettiği slop içeriklerle anılıyor ama giderek insanların bu sonsuz bilgi yığını içerisinde aradıklarını bulmalarına ve zamanlarını daha az harcamalarına yardımcı olan yönleriyle öne çıkıyor. Birçok insan bu şekilde kullanmaya başladıkça bu teknolojiyi geliştirenlerin de önceliği bu yöne doğru evrilmeye devam edecektir.
Fakat bu insanların ürettiklerinin önemsizleşeceği anlamına gelmiyor. Tam tersine bu durumun kaliteli ve özenle üretilmiş işlerin bu yığının arasından sıyrılmasını kolaylaştıracağını düşünüyorum. İnsanlar kendi zamanlarını çalmak ve dikkatlerini çekmek isteyenleri eleyebildiği için ellerinde daha fazla zaman olacak. Bunu da gerçekten hakeden şeylere harcamayı tercih edecekler.
Bu yüzden önümüzdeki dönemde medya açısından en büyük dönüşüm insanların zamanına verdikleri değer üzerinden olacağını düşünüyorum. İnsanların zamanına gerçekten onlar kadar değer veren ve buna göre kendisini tasarlayanlar yoluna güçlenerek devam ederken, onların zamanını harcamak isteyenlerin giderek işi zorlaşacak ve oyunun dışına itilecekler. Bu senaryonun hangi tarafında olacağınızı ise şu sıralar alacağınız kararlar belirleyecek.”
- Ahmet Alphan Sabancı, n|okuyoruz
Kapanış Notu
YouTube’un Hype ürününü 39 ülkeye genişletmesi aslında şunu söylüyor: dijital sahne artık sadece “büyük influencer”lara ait değil. 500 bin abonenin altındaki içerik üreticilerinin görünürlüğü sistematik olarak artırılıyor. Yani ekosistem, küçük kanalları büyütmek için yeniden tasarlanıyor.
Bu durumun etkisi bugün bile net: Markalar için erişim değil, topluluk bağı giderek daha kritik hale geliyor. Çünkü hype puanları büyüklüğü değil, etkileşimi ve sadakati ödüllendiriyor. Bugün doğru içerik üreticisini seçmek kampanyanın gidişatını değiştirebiliyor; yarın ise bu etki daha da artacak. Geleceğin medya planlamasında asıl değer, “kaç kişiye ulaştık?” değil, “kaç kişi gerçekten harekete geçti?” sorusunun cevabında yatacak.
Yolluk
Rusya-Ukrayna savaşının yerel halklar üzerindeki etkisini, gündelik yaşamlarının nasıl değiştiğini göz önüne seren oldukça önemli bir video ile bitirelim bülteni bu hafta da.








