
Re:Cycle’ın 36. sayısından herkese merhaba! 👋
Bu hafta yayınlanan gelişmeler, dijital platformların içeriği nasıl gösterdiğinden çok, kimin adına nasıl karar verdiğini yeniden tartışmaya açıyor. Meta’nın ikinci çeyrek raporu, sosyal medya algoritmalarının artık yalnızca içerik sıralamadığını; reklam, kullanıcı davranışı ve öneri sistemleriyle birlikte çok katmanlı bir karar mimarisi kurduğunu gösteriyor. Kullanıcının kimden ne gördüğü değil, neden gördüğü artık daha belirleyici. Özellikle AI destekli reklam sistemlerinde, aynı reklam içeriğinin farklı kullanıcılara farklı CTA’larla sunulması, medya satın almanın içeriğe değil, davranışsal bağlama yatırım yaptığı bir düzene işaret ediyor.
Bu veri, içeriğin performansından çok, sistemin içeriği nasıl konumlandırdığına odaklanmamız gerektiğini söylüyor. Bugünün medya planlaması, sabit kreatiflerle değil, bağlamsal varyantlarla çalışmak zorunda. Tek bir görselin kaç farklı niyetle tüketilebileceği ya da aynı mesajın kaç farklı karar anına eklemlenebileceği, artık kampanya başarısının temel değişkeni.
TikTok tarafında ise içerik sadece bir akışa katılmak değil, giderek geri çağrılabilir, anlamlandırılabilir bilgiye dönüşmek zorunda. “Footnotes” özelliğinin genişletilmesiyle, platform kullanıcıdan sadece izleyici değil, bağlam doğrulayıcı da üretmeye başlıyor. Aynı anda hem içeriğin dağıtıcısı hem editörü olan bir kullanıcı kitlesi yaratılıyor. Bu, performans reklamcılığında yeniden hedefleme gibi doğrudan geri dönüşüm hamlelerini daha stratejik hale getirirken, platformun kültürel güven katmanını da büyütüyor.
Google Ads’te ise hedefleme sistemlerinin giderek daha sessiz ama isabetli hale gelmesi dikkat çekiyor. Artık sadece GPS verisiyle değil, davranışsal tahminleme ile konumlandırılan reklamlar, kullanıcı fark etmeden yerelleşiyor. Buna karşın, Avrupa’daki yeni regülasyonlar nedeniyle dönüşüm verisinin kaybı, özellikle ölçekli e-ticaret operasyonlarında kampanya optimizasyonunu belirsizleştirecek gibi görünüyor. Pazarlamacılar, bu kırılgan denge içinde ya hiper-otomatik sistemlere yaslanmak ya da şeffaflığı önceleyen, daha kontrollü modelleri savunmak arasında kalacak.
Tüm bu gelişmeler bize tek bir şey söylüyor olabilir: Platformlar artık içerik gösteren değil, kimin ne göreceğine karar veren sistemler. Bu dönüşüm, kreatif üretimin değil, bağlamsal stratejinin öncelendiği; mesajdan çok, sistem içindeki yerleşimin kritik hale geldiği bir medya düzeni yaratıyor.
Bugünün CMO’su için bu, sadece “kampanya sonuçları” değil; karar mimarisine stratejik olarak nereden dahil olunduğu sorusunu sormak anlamına geliyor.
Tiktok
TikTok, Birleşik Krallık’ta 2025’in popüler ürün trendlerini açıklayan bir rapor yayınladı. En çok öne çıkan kategoriler: “sessiz lüks” estetiği, fonksiyonel wellness ürünleri ve kişiselleştirilmiş teknolojik aksesuarlar.
Reklamverenler artık TikTok’ta web sitelerini ziyaret eden kullanıcıları yeniden hedefleyebiliyor. Özellikle trafik alan ancak dönüşüm üretmeyen sayfalar için bu özellik remarketing kampanyalarını daha güçlü hale getirebilir.
Topluluk notları özelliği olan “Footnotes” genişletildi. Artık kullanıcılar bu notların faydalı olup olmadığını oylayabiliyor. TikTok böylece içerik doğruluğu ve bağlam konusunda daha katılımcı bir model kurmaya çalışıyor.
YouTube Music, TikTok içeriklerinde doğrudan müzik kaynağı olarak kullanılabilir hale geldi. Böylece içerik üreticileri hem TikTok hem YouTube ekosisteminde müzik temelli entegrasyon yapabilecek.
Meta
Algoritmalar Derinleşiyor, Gelir Modeli Kapanıyor: Meta’nın Q2/2025 Döneminde Öne Çıkanlar
Meta, 2025’in ikinci çeyreğinde yalnızca güçlü finansal sonuçlar açıklamakla kalmadı; aynı zamanda şirketin içerik öneri algoritmaları, yapay zeka altyapısı ve reklam entegrasyonlarında ne kadar derinleştiğini de net biçimde ortaya koydu.
Toplam gelir %15 artışla 38,7 milyar dolara yükselirken, bu artışın büyük kısmı reklam gelirlerinden geldi. Özellikle Asya-Pasifik ve Kuzey Amerika bölgelerinde yaşanan sıçrama, Meta’nın kısa video ve öneri tabanlı içerik stratejisinin karşılık bulduğunu gösteriyor. Ancak işin esas çarpıcı tarafı, bu başarının organik değil algoritmik bir büyüme ile gelmiş olması.
Meta uzun süredir Reels’i öne çıkarıyor gibi görünse de bu çeyrekte gelen en net veri şu: Instagram’daki toplam video izlenme süresi geçen yıla kıyasla %20’den fazla arttı. Ancak bu artış doğrudan Reels'e atfedilmiyor. Bunun yerine, genel video öneri sisteminin güçlenmesiyle kullanıcılar daha fazla içerikte daha uzun süre kalıyor. Örneğin, ABD'de insanların gördüğü Instagram içeriklerinin %66’sı tanımadıkları hesaplardan geliyor. Bu, öneri sistemlerinin sosyal bağlantıdan bağımsız içerik önerdiği bir dönemin başladığını gösteriyor.
Kullanıcıların neyi izlediği değil, ne izleyeceğini tahmin eden sistemin neyi öne çıkardığı artık reklam performansını belirliyor. Meta’nın AI destekli reklam sistemleri, her bir reklamverenin içeriğini kişisel bağlama göre yeniden yorumluyor. Örneğin, aynı reklam videosu farklı kullanıcı gruplarında farklı CTA'larla gösteriliyor ve bu varyantların başarısı gerçek zamanlı olarak test edilerek optimize ediliyor. Bu sistem, klasik medya satın alma stratejilerinin giderek geçersiz hale geldiği bir dönemin habercisi.
Ayrıca, Meta’nın Q2 raporunda “personal AI” yaklaşımının şirketin uzun vadeli yönünü belirleyen temel strateji olduğu bir kez daha yinelendi. Llama 3 tabanlı Meta AI’ın artık başta Instagram, WhatsApp ve Messenger olmak üzere daha fazla ürüne entegre edildiği açıkladı. Üstelik bu entegrasyon ABD dışındaki pazarlarda da genişlemeye başladı.
Şirketin açıklamasına göre:
“We're making good progress rolling out Meta AI, our general-purpose assistant, built with our Llama 3 models. It's now available in more countries, and we’ve integrated it into more of our apps, including Facebook, Instagram, and WhatsApp.”
Bu modelin hem metinli hem görsel sorgularda kullanılabildiği, aynı zamanda öneri sistemleri ve içerik üretimi tarafında da destek sunacağı vurgulandı. Özellikle markalar ve yaratıcılar açısından, kullanıcılarla kurulan etkileşimlerin daha kişiselleştirilmiş hale gelmesi bekleniyor.
“Our long-term vision is to build personal AIs for everyone — assistants that help you throughout the day with all kinds of tasks, that you can talk to in any of our apps and devices.”
Bu açıklama, Meta’nın yalnızca büyük dil modeli yarışında değil, aynı zamanda her kullanıcıya özel yapay zeka deneyimi sunma hedefinde de ciddi ilerleme kaydettiğini gösteriyor.
Meta AI ile çalışan markalar, kullanıcı sorularını cevaplayan, ürün önerileri yapan ve etkileşimi artıran akıllı mesajlar oluşturabiliyor. Buradaki fark, bu sistemlerin sadece yazılı içerik üretmemesi; aynı zamanda kullanıcı davranışına göre şekillenmesi.
Q2 raporu, Meta’nın artık bir sosyal ağ olmaktan çıkıp, kullanıcı davranışlarını yönlendiren çok katmanlı bir sistem mimarisine dönüştüğünü teyit ediyor. İçerik gösteriminden reklam hedeflemeye, öneri motorundan AI asistanlara kadar tüm yapı, kullanıcıyı pasif tüketiciden aktif veri kaynağına çeviriyor. Bu dönüşüm, pazarlamacılar için daha sofistike kampanyalar kurgulama imkanı sunsa da, aynı zamanda ölçümleme, şeffaflık ve etik alanlarında yeni sorular doğuruyor.
Okuma Önerisi: Meta brought AI to rural Colombia. Now students are failing exams | Laura Rodríguez Salamanca, Rest of World
“When Meta embedded AI bots in its apps, even students in the most remote corners of Colombia gained access. But rather than boosting learning, it’s getting in the way.”
AI Max özellikli Google Ads kampanyaları, reklam hedeflemelerini daha “coğrafi hassas” hale getirdi. Yani bir kullanıcı "klima montajı" aradığında, artık yalnızca konum servisi açık olanlar değil, IP ve geçmiş davranışlara göre lokasyon çıkarımı yapılan kullanıcılar da hedeflenebiliyor.
Google, Avrupa’da 21 Temmuz itibarıyla Consent Mode v2’yi kullanmayan sitelerin dönüşüm takibini kapattı. Özellikle reklam ölçümleme yapan ajanslar ve e-ticaret siteleri için bu, ciddi bir görünürlük kaybı anlamına geliyor. Veri toplamadan kampanya yapmak isteyenler için, bu dönem bir sınav olacak.
Youtube Premium Lite aboneliği, Türkiye dahil olmak üzere yeni pazarlarda kullanıma açıldı. Reklamsız izleme isteyen ama arka planda oynatma gibi tam özelliklere ihtiyacı olmayan kullanıcılar için daha ucuz bir alternatif olarak öne çıkıyor. Ya da hem para verip hem reklam izlemeye devam ettiğimiz bir garip abonelik modeli mi desek?
Okuma Önerisi: What 20 years of YouTube reveals about creativity’s future | Neal Mohan, Think With Google
Yapay Zeka Gündemi
OpenAI, ChatGPT kullanımında “daha az zaman” felsefesini benimsemeye başladı. Şirket, dün yayınlanan blog yazısında “Amacımız dikkatini(zi) uzun süre tutmak değil, onu verimli kullanman(ız)a yardımcı olmak” diyerek, uzun sohbetler sırasında kullanıcılara nazik mola hatırlatmaları göndereceğini duyurdu. Örneğin “Bir süredir sohbet ediyorsun, mola vermek ister misin?” gibi uyarılar yolda.

Ayrıca OpenAI, kullanıcıların zihinsel ve duygusal sıkıntı belirtilerini daha iyi tespit edip, uygun kaynaklara yönlendirmeyi amaçlayan yeni özellikler geliştiriyor. Yüksek riskli kişisel kararlar söz konusu olduğunda ise sohbet botunun doğrudan yanıt vermek yerine “Düşünmene yardımcı olma” yaklaşımını benimseyeceği açıklandı.
Bu adımlar, New York Times gibi medya kuruluşlarının ChatGPT kullanıcılarının komplo teorilerine kapılma ve zararlı davranışlar geliştirme riskine dikkat çekmesinin ardından geldi.
Teknoloji dünyasında “zamanı iyi kullanmak” hareketinin bir yansıması olarak OpenAI, daha fazla kullanımın değil, daha verimli kullanımın peşinde. Şirket, yüksek maliyetli aboneliklerden bile zarar ettiğini belirtiyor ve kullanıcıların sohbet botu ile saygılı iletişim kurmasının bile milyarlarca dolarlık hesaplama gücü harcadığını vurguluyor.
Kaynak: Sherwood
X, Grok, Musk
Tesla yönetim kurulu, şirketin CEO'su Elon Musk’a yaklaşık 30 milyar dolar değerinde 96 milyon hisse verilmesini öngören yeni bir ödeme paketini onayladı. Bu karar, Musk'ın geçen yıl 56 milyar dolarlık önceki ödeme planının iptal edilmesinin ardından şirketten ayrılabileceği yönündeki açıklamaları takip ediyor.
Pazartesi günü yapılan resmi bildirime göre, söz konusu öneri Tesla yönetim kurulunun özel bir komitesi tarafından hazırlandı. Komitede yalnızca yönetim kurulu başkanı Robyn Denholm ve yönetim kurulu üyesi Kathleen Wilson-Thompson yer aldı.
Yatırımcılara gönderilen mektupta, “Elon’u elde tutmak her zamankinden daha önemli. Bu ödül paketinin, Elon’un Tesla’daki liderliğini sürdürmesi için güçlü bir motivasyon sağlayacağına inanıyoruz,” ifadeleri kullanıldı.
Kaynak: Swipeline
Araştırma, Rapor, İstatistik
İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) aylık bazda yaptığı “Yaşam Maliyeti” araştırmasının Temmuz raporu yayımlandı.
Rapora göre, İstanbul’da yaşamanın maliyeti geçen yılın aynı ayına göre %45,15 arttı. İstanbul’da dört kişilik bir ailenin ortalama yaşam maliyeti 96.599 lira olarak hesaplandı.
İstanbul’da yaşamanın maliyeti bir önceki aya göre %3,35 arttı.
Microsoft, değerini 4 trilyon dolara yükseltti. Son yatırımcı toplantısında beklentilerin oldukça üzerinde bir mali tablo açıklayan Microsoft, hisselerinde yaşanan hızlı yükseliş ile Nvidia’dan sonra değeri 4 trilyon dolara ulaşan ikinci şirket oldu. Şirketin hisse değeri, yalnızca bir günde %8’lik bir yükseliş yaşadı.
Huawei, Türkiye’nin sağlık karnesini açıkladı: stres ve kiloda sınıfta kaldık | Sevil Kişin, Ad Just Brand
“Araştırmaya göre, Türkiye’de nüfusun %66’sı genel sağlık durumunu olumlu olarak değerlendiriyor. Ancak, sağlığını “mükemmel” olarak tanımlayanların oranı sadece %18. Bu durum, kişisel sağlık algısı ile vücut kitle indeksi (VKİ), yaşanan semptomlar ve stres seviyeleri gibi bir kişinin gerçek fiziksel durumunu daha iyi yansıtan objektif veriler arasındaki potansiyel tutarsızlığa işaret ediyor. Yaş grupları arasında da belirgin farklar gözlemleniyor; 18-29 yaş grubunun %70’i ve 30-39 yaş grubunun %72’si sağlıklarını olumlu değerlendirirken, bu oran 50 yaş üstünde %60’a düşüyor. Akıllı saat kullanıcıları ise genel popülasyona göre sağlıklarını daha olumlu değerlendiriyor; kullanıcıların %75’i sağlık durumunu iyi olarak belirtirken, kullanıcı olmayanlarda bu oran %64‘te kalıyor. Bu da teknolojinin sağlık algısı üzerindeki pozitif etkisini gösteriyor.”
Haftanın Önerileri
Son üç yıldır platformun başında olan Tony Stubblebine, hem Medium’un nasıl bir süreçten geçtiğini hem de özellikle ekonomik anlamda düştükleri zor durumdan çıkmayı nasıl başardıklarını anlatan bir yazı yayınladı. Ayda 2.6 milyon dolar kaybeden bir platformdan tekrar kar edebilen (aylık sadece 7 bin dolar) bir platforma dönüşmeleri de büyük bir başarı hikayesi aslında. Epey bir uzun ancak bir ders niteliğinde olduğunu düşündüğüm inanılmaz keyifli, öğretici, sayısal veriler ile dolu; samimi ve içten bir yazı.
Fell in a hole, got out. | Tony Stubblebine, The Coach Life
“I’m gonna write the wonky post of Medium’s turnaround. I’m not sure if a company is allowed to be this blunt about how bad things were. But it’s very much of the Medium ethos that if something interesting happened to you, then you should write it up and share it. So hopefully this will give some inside info about what happens to a startup in distress, and one way to approach a financial, brand, product, and community turnaround. I’ll throw in a full investor recap to round it out. To be clear to the Medium community: the cleanup is behind us and now we are onto being ambitiously good at serving readers and writers.”
The Enduring Ephemeral, or the Future Is a Memory | Wendy Hui Kyong Chun
Yerli ve millî sosyal medya: İhtiyaç mı, ihtiras mı, hayal mi, mümkün mü? | Ümit Alan, Quando
“Sosyal medyanın yükseldiği yıllarda dijital medya okuryazarlığı eğitimini tabana yayamamış bir ülke olarak, üretken yapay zeka devrimine yakalandık. Odağımızı insana çevirmek, eğitime yatırım yapmak, var olan bir sosyal medya platformunu kopyalamaktan daha acil bir ihtiyaç şimdi. “Bir üniversite sınavının bile binbir tartışma doğurduğu ortamda bunu nasıl yaparız?” sorusunun doğru cevabını en kısa sürede bulmak, en yerli ve millî yatırım olur bana kalırsa.”
Radarımıza Takılan 4 Instagram Paylaşımı
Yolluk
Bülteni yine pazarlama dışı bir konu ile bitirelim, adet oldu bu da.
National Geographic TV Insagram hesabı Türkiye’deki “Askıda Ekmek” uygulamasını anlatan bir video paylaşmış. 🇹🇷
Kapanış Notu
Kampanyaların başarısı artık sadece hedefleme doğruluğuna değil, sistemin ne kadar doğru düşündüğüne bağlı. OpenAI’nin “daha az zaman harcatan” bir kullanım deneyimi tasarlaması, Meta’nın aynı reklamı farklı kullanıcı gruplarında farklı mesajlarla göstermesi… Hepsi aynı şeye işaret ediyor: Reklam artık sabit bir mesaj değil; akışkan, bağlama duyarlı bir deneyim.
Bu da bizim için şu anlama geliyor: Daha fazla mecra değil, daha doğru anlar bulmamız gerekiyor. Ucuz gösterim yerine, kısa ama yerinde temaslar kurmak önemli hale geliyor. Artık her saniye, markanın bütçesinden eksilen bir mikro karar anı. Ve bu saniyeler değerli olduğu kadar sınırlı da…
Planlama yaparken sormamız gereken yeni soru belki de şu: Bu reklam sadece nerede değil, ne zaman, kimin zihinsel alanında, hangi modda çalışacak? Çünkü dikkat artık hedefleme parametresi değil, stratejik bir kaynak.






