
01 Temmuz Salı gününden herkese merhaba. 👋
Son haftalarda bir sosyal medya figürü, bir oyuncak karakteri ve neredeyse bir asırlık yarış dijital pazarlama gündeminin merkezine oturduysa, mesele artık “trendleri takip etmek” değil; trendleri sezgisel olarak öngörmek olmalı.
Bir yanda TikTok’ta 9.000 TL’lik plastik figürler kolektif bir estetik beğeniye dönüşüyor, diğer yanda Gazi Koşusu onlarca içerik üreticisinin katılımıyla adeta bir lifestyle sahnesine evriliyor. Bu iki uç örneğin aynı bağlamda konuşulabiliyor olması, bize pazarlamanın artık büyük kampanyalardan değil, kültürel mikro momentlerden beslendiğini gösteriyor.
Kadıköy Boğası gibi figürlerin görünürlüğü ise, klasik influencer anlatısından çok daha farklı bir dinamikte ilerliyor: Takip edilmekten çok sahiplenilen ve duygusal yatırım alan karakterler, içerik-topluluk döngüsünün yeni başrolü.
Bu hafta Re:Cycle’da; koleksiyonerlikle toplumsal empatiyi, etkinlik kültürüyle içerik üretimini ve içerikten çok bağlamı yöneten yeni pazarlama gerçekliğini inceliyoruz.
Hazırsanız, başlayalım.
Dijital Kültürde Mikro Dönüşümler: Labubu, Kadıköy Boğazı ve Gazi Koşusu Üzerinden Yeni Pazarlama Gerçekliği
Geleneksel kültürel sembollerin ve davranış biçimlerinin dijital platformlara taşınması artık bir dönüşüm değil, norm haline geldi. Fakat son haftalarda dikkat çeken üç farklı gelişme (Labubu çılgınlığı, Kadıköy Boğası viralitesi ve Gazi Koşusu’nun influencer’larla dolup taşması) dijital popüler kültürün yalnızca kullanıcı değil, marka ve platform stratejileri açısından da yeni sorular doğurduğunu gösteriyor.
Labubu: TikTok Çağında Koleksiyonel Kimlik İnşası
Hong Kong çıkışlı karakter Labubu, yalnızca bir koleksiyon objesi değil; dijital çağın kimliksel yatırım aracı. Küresel K-pop ikonu ve BLACKPINK üyesi Lisa’dan, yerli mikro influencer’lara uzanan bir görünürlük yelpazesinde hızla yaygınlaşan bu figür, Türkiye pazarında binlerce liraya satılıyor. Ancak fiyatlar kadar dikkat çekici olan şey, kullanıcıların bu figürlerle kurduğu duygusal ilişki ve içerik üretimi aracılığıyla bir aidiyet sergilemeleri.
Bu trend, geleneksel anlamda bir “ürün yerleştirme” değil; aksine, kullanıcıların dijital kültürde kendilerine ait bir alan inşa etme biçimi. Labubu gibi figürler, tüketim nesnesinden çok kültürel sembole dönüşüyor; TikTok’ta bu figürü sahiplenmek ise bir ürünü göstermekten ziyade, estetik, aidiyet ve mizah yoluyla algoritmik evrende kendini var etmenin yeni bir biçimi haline geliyor.
Konu ile ilgili izleme önerisi:
Kadıköy Boğası : Mizah, Merhamet ve Medya
Bir internet figürünün viral olması artık rastlantı değil, bir koreografi. “Kadıköy Boğası” lakabıyla tanınan Mustafa Başaran, TikTok ve YouTube’da içerik üretirken belli bir kitleye sahipti. Ancak onu kültürel belleğe kazıyan şey, Testo Taylan’ın ev ziyareti formatında konuk olması oldu. Bu video, Taylan’ın kanalındaki en çok izlenen içeriklerden biri haline geldi ve Mustafa’nın görünürlüğünü birkaç çarpanla büyüttü.
Bu büyüme yalnızca algoritmik değil; duygusal, sosyal ve kültürel bir rezonansa dayanıyor. Şaşılığı nedeniyle geçirdiği göz ameliyatı, sokak fotoğrafçısı Özcan Özer’in doğrudan desteğiyle gerçekleşti. Özer, yalnızca süreci sahiplenmedi; aynı zamanda bu dayanışmayı içerikleştirerek hikayeyi geniş bir izleyici kitlesine ulaştırdı. Artık sadece TikTok’ta değil, Hürriyet’te de haber olan bir figür Mustafa. Yani dijitalde başlayan görünürlük, sokakta fotoğraf çektiren bir “tanınmışlığa” dönüşebiliyor.
Pazarlama perspektifinden bakıldığında, bu örnek bir influencer kampanyasından çok, kullanıcı merkezli anlatının gücünü gösteriyor. Mustafa, planlı bir marka inşası değil; toplumsal empatiyle büyüyen bir figür. İzleyici sadece içeriği tüketmiyor; bağ kuruyor, sahipleniyor, harekete geçiyor.
Henüz Hayrettin’in Kaos Show’una çıkmamış olması ise içerik döngüsünde ilginç bir boşluk bizim için… Sezon finalinden önce katılsaydı, ikinci bir viral dalga yaratabilir; meme hesaplarından TikTok edit’lerine, yepyeni bir içerik serisinin fitilini ateşleyebilirdi.
Gazi Koşusu: Yüzyıllık Geleneğin Reels’e Dönüşümü
Gazi Koşusu, bu yıl itibarıyla yalnızca bir yarış değil, dijital bir gösteriye dönüştü. Geçtiğimiz yıllarda sosyal medyada cılız bir görünürlüğe sahip olan bu etkinlik, bu yıl onlarca influencer’ın katılımıyla adeta bir lifestyle festivaline evrildi.
Özellikle moda, güzellik ve şehir kültürü eksenindeki içerik üreticilerinin bu alanda varlık göstermesi, etkinlik stratejilerinin ne kadar değiştiğini gösteriyor. Gazi Koşusu artık sadece “katılım gösterilecek bir prestijli etkinlik” değil, içerik üretilecek bir dijital sahne. Bu da önümüzdeki yılın 100. Gazi Koşusu için markalar adına yepyeni medya planları anlamına geliyor.
Bu üç örnek bize yalnızca güncel trendleri değil, pazarlamanın evrilen doğasını gösteriyor:
Artık kampanya dönemleri değil, kültürel moment’ler konuşuluyor. İçerik üretmek kadar, bağlamı öngörmek esas marifet. Kadıköy Boğası gibi bir figür, Labubu gibi bir oyuncak ya da Gazi Koşusu gibi bir etkinlik; doğru anda, doğru bağlamda kurgulandığında yalnızca görünürlük değil, duygusal yatırım da yaratıyor.
Markalar için yeni denklem şu: Hikaye anlatmak değil, hikayeye yakalanmak.
Çünkü dikkat çekmek geçici olabilir; ama kültürel bir bağ kurmak, stratejik bir avantajdır.
TikTok
ABD başkanı Donald Trump, TikTok için bir alıcı bulunduğunu açıkladı.
“Bu arada TikTok için bir alıcımız var. Çok zengin insanlardan oluşan bir grup. Çin’in onayına ihtiyacım olacak ancak Başkan Xi Jinping’in onay vereceğini düşünüyorum.”
Wikipedia, TikTok hesabında “CoreCore” trendini anlattığı bir video paylaştı geçtiğimiz günlerde. Bu vesileyle soralım: Aramızdan kaç kişi Wikipedia’nın bir TikTok hesabı olduğunu şimdi öğrendi?
Görünüşe göre TikTok, Instagram’ın yayın kanalları özelliğini platformuna getirmeyi amaçlıyor.
Okuma Önerisi: The people who clean up your TikTok feed are starting to fight back | Kaya Genç, rest of world
Türkiye’de TikTok içeriklerini denetleyerek zararlı ve yasadışı olanları silen moderasyon ekibinin eylemini aktarıyor bu haberinde Kaya Genç. Hasan Hüseyin Yavuz öncülüğündeki hareketin gerekçesi ise net ve belli: maruz kalınan içerikler ve karşılığındaki yetersiz gelir. Hedef ise “sendikalaşma”.
Fun fact: Türkiye’de bu moderasyonluk görevini gerçekleştiren yaklaşık 1800 çalışan varmış.
Meta
WhatsApp, kullanıcıların okunmamış mesajlarını hızlıca özetlemek için Meta AI destekli “Özel Mesaj Özetleri” özelliğini kullanıma sundu.
Buna karşın; ABD hükümeti, Temsilciler Meclisi çalışanlarının WhatsApp kullanmasını yasakladı. WhatsApp’ın potansiyel güvenlik riskler taşıdığını belirten hükümet; çalışanlara Signal, iMessage, FaceTime ve Microsoft Teams kullanmalarını tavsiye etti.

Instagram, Edits uygulamasına keyframe düzenleme, ses iyileştirme ve yeni metin efektleri gibi gelişmiş video düzenleme özellikleri ekledi.
The Social Network: Part 2 geliyor. Aaron Sorkin, Wall Street Journal'ın “The Facebook Files” isimli araştırmasından esinlenerek The Social Network: Part 2'yi yazıp yönetecek.
Bu vesileyle, ilk filmdeki şu sahneyi tekrar hatırlayalım. Muazzam.
Google, içerik yayıncılarının reklamsız gelir elde etmesini amaçlayan “Offerwall” aracını test etmeye başladı. Bu sistem, alternatif içerik erişim modelini destekleyerek özellikle reklamsız deneyim isteyen kullanıcıları hedefliyor.

Google, Top Stories bölümüne “Tercih Edilen Kaynaklar” seçeneği ekleyerek hangi yayıncının haberlerini öne çıkarmak istediğine kullanıcıların karar vermesini sağlayan özelliği test etmeye başladı. Bu adım, haber deneyimini daha kişisel hale getirmeyi amaçlıyor.
Yapay Zeka Gündemi
OpenAI, artan maliyetler nedeniyle ChatGPT’ye reklam eklemeyi değerlendiriyor. ( Geçtiğimiz günlerde Whatsapp, bu hafta ChatGPT. Reklam görmediğimiz bir platform kalmayacak gibi sanki, ne dersiniz?)
xAI 10 milyar dolarlık yeni bir yatırım aldı.
Elon Musk, Grok’u “çok fazla çöp veri” içerdiği gerekçesiyle yeniden eğiteceğini açıkladı.
Okuma Önerisi: Project Vend: Can Claude run a small shop? (And why does that matter?) Spoiler: Claude bakkalı batırıyor.

Haftanın Önerileri
Ünlüler sosyal medyada çaresiz: “Sussan olmuyor susmasan olmaz…” - Nafizcan Önder, Marketing Türkiye
“Hayranlarından bahsederken “biz kocaman bir aileyiz” diyen ünlüler bugünün dünyasında toplumsal meselelere sessiz kaldığında ailenin dışına itilebiliyor ya da ailesi bir anda küçülebiliyor. Çünkü toplum ünlü isimlerden yetenekleri kadar, duyarlılıklarını da görünür kılmalarını bekliyor. Sessizlik artık bir tutum değil, tavır eksikliği olarak kodlanıyor. Marketing Türkiye adına XSIGHTS Research & Consultacy’nin gerçekleştirdiği kapsamlı araştırma aynı toplumun, linç kültürüne de kırmızı bir çizgi çektiğini gözler önüne seriyor.”
Althusser 2.0: Dijital Medyada Özneleşme ve İdeolojik Çağrı | Pelin Oduncu, Vox Artistica
Pop-up 'Pazarlama AŞ': Hayran odaklı bir kültür mü, ticari bir yaklaşım mı? | Eda Solmaz, Duende
“Dua Lipa, geçen hafta iki gün üst üste Wembley Stadyumu’ndaydı ve öncesinde Londra’da bir pop-up mağazası açarak hayranlarıyla en sevdiği içeceği paylaştı: "Pickle and Jalapeño Diet Coke." Fred Again.., yeni şarkısı “Victory Lap”in lansmanını New York'ta, bir kısım hayranını "dışlanmış hissettiren" bir pop-up gösteriyle yaptı.”
Out of space: Picturing the big, crowded business of satellite internet | Khadija Alam, Rest of World
Editör Notu: Hem içerik kalitesi hem de estetik açıdan olağanüstü güzel bir iş olmuş, herkese iyi okumalar!
Araştırma, İstatistik, Rapor
Lüks sektörü daralıyor: Genç tüketici deneyim peşinde, markalar kimlik arayışında | Berkan Kişin, Ad Just Brand
“Bain & Company ile Altagamma tarafından yayımlanan son rapora göre, 2024 yılında lüks ürün satışları yüzde 1 oranında geriledi. 2025’in ilk çeyreğinde ise bu daralmanın hız kazandığı ve satışlardaki düşüşün yüzde 1 ila 3 arasında olduğu belirtiliyor. Raporda, yılın geri kalanında da durumun iyileşmesinin beklenmediği; lüks pazarında 2025 genelinde yüzde 2 ila 5 arasında bir küçülmenin öngörüldüğü vurgulanıyor.”
Wasserman’ın kadınların temsiliyetini artırmak amacıyla hayata geçirdiği The Collective inisiyatifi, dünya genelinde 8.700 kadınla görüşerek çarpıcı sonuçlara ulaştı: Kadınların neredeyse yarısı, markaların onların ihtiyaçlarını ve isteklerini anlamadığını düşünüyor. Yalnızca %4’ü, markalarla kurduğu bağı “gerçekten anlaşılmak” olarak tanımlıyor.
Co-Creation is a contract, not a campaign | Backslash
“According to TBWA research, nearly a third (29%) of adults globally believe it’s becoming more important to “participate in collaborative projects via co-creation, decentralization, or crowdsourcing,” and 15% would spend more for a brand that lets them do this. At Backslash, we call this Neo-Collectivism: a cultural push to redistribute power at scale and build from the bottom-up. Let down by the limits of individualism and skeptical of institutions and algorithms, people are no longer content to be passive participants in extractive systems. They want in.”
Perakendenin yeni kodları | Pazarlamasyon
Reklam stratejileri yeniden şekilleniyor | Mediacat
“Küresel reklam sektörü, dijitalleşen medya platformları, değişen tüketici alışkanlıkları ve ekonomik belirsizlikler eşliğinde yeniden şekilleniyor. 2024 yılı itibarıyla dünya genelinde medya yatırımlarının 947 milyar 70 milyon dolara ulaştığı tahmin ediliyor. Bu yatırımın yüzde 60’ı dijital mecralara yönelmiş durumda. Dijital reklamcılık alanındaki büyüme ise özellikle sosyal medya ve arama motorları üzerinden hız kazanıyor.
Küresel ölçekte medya yatırımları yüzde 8,1 oranında artarken, Türkiye bu alanda yüzde 39,4’lük büyüme ile en hızlı gelişen medya pazarı olarak öne çıkıyor. Reklamcılar Derneği (RD), Reklamverenler Derneği (RVD) ve İnteraktif Reklamcılık Derneği (IAB) tarafından yayımlanan “2024 Türkiye Medya ve Reklam Yatırımları Raporu”na göre, Türkiye’de geçtiğimiz yıl toplam medya ve reklam yatırımları 253 milyar 600 milyon TL’ye ulaştı. Bu rakam, bir önceki yıla göre yüzde 78,9’luk dikkat çekici bir artış anlamına geliyor.”
Yapay zekanın dile etkisi: ChatGPT gibi mi konuşmaya başladık? | Doğa Yurduneri, Quando
Alıntı
“Dünya bizden sürekli yenilenen ve gelişen bir performans, asla yavaşlamayan zihin ve bedenler istiyor. Elimizde internetin icadından sonraki en büyük teknolojik gelişme var. Her araç gibi, bunu da doğru kullanmanın bir yolunu bulacağız. Bulmak da zorundayız.
Bence bugün yazıp çizen, fikir bulan, öğrenen, öğreten, merakını kaybetmemiş herkes bu tür teknolojilerle arasındaki ilişkiyi sorguluyordur. Sorgulamalı da. Naçizane önerim, araştırmanın kendisinde saklı. Bir şeyi merak edip onun peşinden sayısız şey öğrenmenin zevkini başka hiçbir şeyde bulamıyor insan, bu teyitli bilgi.”
Platon'dan 2.500 yıl sonra aynı yerde: Yapay zeka bizim zekamıza ne yapacak? |Sinem Dönmez, Quando
Kapanış Notları
Günümüz dijital ortamında artık markalar değil, bireyler kampanya yapıyor. Geleneği olan bir etkinlik, koleksiyon bir figür ya da gündelik hayatta karşımıza çıkan güçlü bir persona, algoritmanın eliyle yeni nesil medya ajanslarına dönüşebiliyor.
Bu noktada dikkat çekici olan şey, içeriklerin ne kadar planlı olduğundan çok, ne zaman, kim tarafından ve hangi bağlamda fark edildiği. Artık bir şeyin ne zaman söylendiği değil, algoritmanın seni ne zaman fark ettiği önemli hale geliyor.
Bu yeni denklemde markaların görevi, trend olmak için yarışmak değil; trendleri mümkün kılan kültürel zemini anlamak ve bu zemine erken adım atmak. Yani görünür olmak kadar, görünürlüğün neden ve nasıl oluştuğunu sezebilmek esas mesele.
Haftaya görüşmek üzere. O zamana kadar şunu akılda tutmakta fayda var:
Dijitalde sesi yükseltmek değil, yankı yaratacak anı yakalamak belirleyici hale geldi.






